7 Kasım 2012 Çarşamba

Dil "havuç" kadar

;

Uzunca bir süredir gelin olmaya takmış durumda küçük cimcime... Arşivizde hiç tanımadığımız gelinlerle çekilmiş fotoğraflar hızla çoğalıyor. Ne zaman yolda, bir mekanda gelin görsek yanına gidip, mutluluklar diliyor ve, fotoğraf çektirip, hayran hayran seyrediyoruz.
Yazın başında bir gelinlik aldırdı zorla babannesine. Her gün kreş dönüşü üşenmeden giyip, aynanı karşısında kendini seyretti. Öyle oyun oynadı, boyama yaptı, çizgi film izledi. Sonra "Ben ne zaman evleneceğim" soruları gelmeye başladı. Büyüdüğünde evleneceğini söylediğimizde "ben hiç büyümüyorum. Büyüyüp, bir an önce evlenmek istiyorum. Ben gerçek bir gelin olmak istiyorum" diye arıza çıkardı ara ara. "Ama bir damat gerekiyor sana. Kiminle evleneceksin" diye sorduğumuzda cevap oldukça basitti. "E babamla!??" O tonlamanın içinde şöyle bir vurgu gizliydi. "Allah Allah. Sizinki de soru yani. Kiminle evleneceğim? Tabii ki babamla!"

Önce hayallerini yıkmak istemedik ama bir süre sonra gerçeklerle yüzleştirdik. Sonra damat olayı askıya alındı. Ama büyüyüp bir an evvel evlenme isteği bazen ciddi arızalar çıkarmasına sebep oldu. Evlendiğinde bizim yanımızdan ayrılacağını, başka bir evi olacağını öğrendiğinde vlenmekten vazgeçmedi, gözyaşları içinde damadı iç güvey olarak almamızı kabul ettirdi.

İki hafta önce okuldan eve dönerken, arabada bir çocuktan bahsetmeye başladı. Önce bir kız çocuk zannettim. Sonra erkek olduğunu anladım. Benim kızım 3 yaşından itibaren erkeklerle pek anlaşamadığı ve hep kız arkadaşları tercih ettiği, hatta kimi zaman "Ben erkekleri sevmem, onlar saçımı çekiyor, canımı acıtıyor" dediği için şaşırdım. Tabii ki hemen irdelemeye başladım "Eyvah eyvah kızım elden mi gidiyor" kaygısıyla. Evet yanılmamıştım. Kızımın diğer erkek çocuklardan ayrı tuttuğu ve "Onu çok seviyorum" dediği biri vardı. Doruk! (Bu sırada yaptığım ajanlıklardan burda bahsetmek istemiyorum ama çocuğu gördüm, pek tatlı bir şey).

Geçen gün yine arabada "Anne Doruk'la biz evlenmek istiyoruz ama öğretmen siz evlenemezsiniz, siz arkadaşsınız,  dedi" şeklinde bir cümleyle karşılaşınca şaşkına döndüm. Küçük hanım çaresiz bunu kabul etmiş, şimdi tek derdi kiminle evleneceği.
"Anne, babamla sen evlendiğin için onunla evlenemiyorum. Öğretmen Doruk'la da evlenemiyeceğimizi söyledi. Peki şimdi ben kiminle evleneceğim? Ben nasıl gelin olacağım"
Dündü, tarttı sonunda heyecanla "Bir fikir buldum" diye bağırdı.

"Şimdi ben evlenmeden Allah'a dua edeyim. Bir bebeğim olsun. Erkek bebek doğuruyum. Sonra onu büyütüyüm, o benim damadım olsun. Nasıl fikrim anne?"
O yavrum, güzel kuzum. Dilin bazen pabuç ya da senin deyiminle "havuç" gibi olsa da, hala ne kadar saf, ne kadar bebeksin.

Ben o sırada "Hey dur bakalım evlenmeden çocuk olmaz, ayrıca kendi çocuğunla evlenemezsin" demek istesem de aynadan baktım sana, sevdim, sevdim, sımsıkı sarılıp, içime soktum...

7 yorum:

senayc dedi ki...

Çok tatlısın Nilsu:)

Tibetin annesi dedi ki...

Tibet'te en yakın kız arkadaşla evlenilir sanıyordu :) Yaz'ın büyüdüğünde kendisiyle belkide evlenmek istemeyeceğini söylediğimde dünyası yıkıldı yavrucağımın! :)))

Burcu dedi ki...

Nilsu ben biliyorum kimle evlenebileceğini :))

Sen Gelince dedi ki...

Şenay:)))

Sibel ah evet biliyorum Tibet'in Yaz aşkını:) Kıyamam ben ona:( Çabuk toparlanabildi mi bari?

Burcu'cum kimmiş o bakiyim:)))

hayat paylaştıkça dedi ki...

çok tatlı yaa bak bak gelin olucakmış havuç dilli cimcime:)

Itır dedi ki...

ah bu aksam okudugum 2. evlilik yazısı bu! (İlki de senayınki)

Bizim arda da kendine gelin olarak beni secti, ben pek mesudum tabii..oglumu kimselere vermem mode on kayınvalde tipi..hehehe

AYÇA dedi ki...

Çok tatlı :) Ama bu ara neden bu kadar ???