1 Mart 2011 Salı

Küçük misafir üzerine güzellemeler


Her şey uzun yaz tatilimizde başladı. Uzun dedysek bizim için uzun:) Bizim bücürün iki yaş krizlerinin tavan yaptığı o unutulmaz Bodrum günlerinde...

Kız kardeşimin, Nilsu'nun biricik ve tek teyzesinin artık iyice belirginleşen göbeğinde minik bir bebeğin olduğunu söyledik... Müthiş bir heyecanla karşıladı bizimki... Öylesine benimsedi ki, o günden sonra o göbüş her gün defalarca ufacık elleriyle sevildi, okşandı... Sanki bilirmiş gibi hepimizi hayrete düşüren bir özen ve dikkatle... Her seferinde "Bebek var orda. Ben bebeği seviyorum. Yavaş yavaş seviyorum" diyerek... Ama asıl şaşırtıcı olan, hiç birimiz tarafından benzer bir şey ima bile edilmemişken, her sabah ve akşam biberonla içtiği, vazgeçilmezi, yaşam kaynağı sütünün son bir parmağını bırakması oldu... "Onu bebeğe ayırdım" diyerek...

Çok uzun süre devam etti bu ilgi, sevgi, paylaşım... Herkese o gelince onunla nasıl oynayacağını, onu nasıl seveceğini, oyuncaklarını ona vereceğini anlattı... Kimsenin müdahalesi olmadan, kendi iradesiyle... Ta ki küçük hanımın odası kuruluncaya, adı teleffaz edilmeye başlanıncaya dek... Büyük bir heyecanla bebek odasına girip, oyuncaklara atıldı önce... "Bu oda kimin biliyor musun" diye sordum... "Kimin" diye gülerek cevap verdi... "Teyzenin bebeğinin, İdil'in" diye açıkladığımda büyük bir hüzünle önca bana, sonra teyzesine baktıktan sonra ağlamaklı bir ifadeyle başını öne eğdi ve bir süre sessiz kaldı... Biz kız kardeşimle şaşkınlık içinde birbirimize bakarken, sanki bu konuşma hiç olmamış gibi coşkuyla kafasını kaldırdı ve "Saklambaç oynayalı mı" diyerek boyunu aşan bir ustalıkla konuyu değiştirdi... Bir süre sonra odanın önünden geçerken "Nilsu'cum İdil'in odasını beğendin mi" diye ağzını aramaya kalkıştığımda "Hayır, hiç beğenmedim. Hiç güzel değil. Onu sevmiycem ben" sözleriyle de son noktayı koydu...

Takip eden günlerde benzer söylemlerimiz şiddetlenerek devam etti... Hatta bir akşam "Ona vuracağım ben" diyerek bize ayar vermeyi de unutmadı... Biz de her fırsatta durumu pozitife çevirmek adına uzun konuşmalar yapmayı ihmal etmedik... Sanırım başarılı da oldu... Şimdilik... Sonlara geldiğimiz hatta geçtiğimiz şu günlerde yeniden güzel şeyler dile getiriyor bebişimiz için... "Ben onu çok seviyorum. O benim kardeşim. Büyüyünce onunla oyun oynacağım" şeklinde... Şimdilik dedim ya.... Asıl doğduktan sonra neler olacağı merak konusu...

Hayırlısıyla ve sağlıkla bir alsak kucağımıza... Ve Nilsu'cuğumu yaralamadan, incitmeden bu sınavı aşsak ne güzel olacak...

5 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

sen hiç merak etme annesi. eminim çok sevecek kuzenini :)

Itır dedi ki...

Ahh, aynı derdi bir evin içinde kardeşler arası yaşayacağız..nasıl korkuyorum bir bilsen..Bakalım sizin tecrübeleriniz de işimize yarayacak..merakla bekliyorum..

Sermin dedi ki...

daha doğmadı mıııı?

birdamlacıkyağmur dedi ki...

Birden bir yıl geriye gittim. Yağmur'un kuzeni Nehir'in konuşmalarını tekrar duydum sanki.
Ama şimdi biraz görüşemeseler telefonda ağlıyor Yağmur'a gitmek istiyorum diye.
Herkese kardeşim diyor Onun için.

Hepsi geçecek ve çok güzel bir çift kuzen olacak Onlar da hiç merak etme :)

didem dedi ki...

Eminim ilerde cooook guzel arkadas olucaklar.