24 Kasım 2010 Çarşamba

Parmak ısıran amca


- Annecim çıkma oraya, bak düşebilirsin.
- Meyak etmeeee, düşmem.
- Nilsu’cum o eline aldığın şey oyuncak değil ve kırılabilir, biliyorsun di mi?
- Meyak etmeee kıymam.
- Aşkım ne yapıyorsun sen? Çok tehlikeli ama çarpabilirsin.
- Meyak etmeee çaypmam.

Bugünlerde bizim evde en sık duyulan diyaloglar bunlar… “Meyak etmeeee” ile başlayan ve hep aynı kapıya çıkan konuşmalar… Bir de böyle sonunu yayarak… Ama ediyorum canım, nasıl etmem… Bunu da söylüyorum hani, ama tın!

Bugün aldığım bir yorumla uzun süredir yazmadığımı fark ettim… Bahanem çok… Yoğunluk, hastalık, sağlık… Ama en çok üşengeçlik galiba… Oysa ne çok şey kaçıyor bu arada… Notlar alıyorum oraya, buraya… Hani ruhumu da okşadı aynı yorum… Ama değil işte… Bazen buraya yansıttığınızla yaşadığınız farklı oluyor… Sıkmadan okutabiliyorum ama hayatı sıkmadan yaşayabiliyor muyum? Sanmam…

Evde durumlar çok farklı değil… Farklı olan biziz belki de… İnsanoğlu ilginç söylüyorum hep… Yeni durumlara ne kadar tepki göstersek de sanılandan daha çabuk ve kolay adapte olabiliyoruz… Bu kez de değişmedi… Alıştık bir şekilde… Alışınca yaşamak da kolay… Hem daha iyiye gidiyoruz… Yatar pozisyondan oturur pozisyona geçtik… İki gündür ofise bile gidiyor koltuk değnekleri ve dizliğiyle… Sabah Nilsu’yu bırakırken onu da ofise bırakıyorum… Akşam da birlikte dönüyoruz… Sevgili Banu’ya bir arkadaşına göstermesi için mr sonuçlarını vermiştim… Kayakta değil de baskette dizini bu hale getirebildiği için tebriklerini iletmiş… Bizim de en çok merak ettiğimiz konu bu…

Kızım bugün itibariyle tam 2 buçuk yaşında… Bir ayda bile neler değişiyor şaşkınlık içerisinde izliyorum… Nasıl geveze anlatamam… Tam dilli düdük… Sözlük anlamı tam karşılamasa da siz ne dediğimi anladınız… Hiç susmadan konuşuyor, konuşuyor, anlatıyor… Krizlerimiz, öfke nöbetlerimiz ciddi anlamda azaldı… Olsa bile kısa sürüyor… Çok iltifatçı, çok merhametli, çok inatçı, çok pozcu… Yalandan düşmeler, yürüyememe rolleri, aynada kendini çaktırmadan kontrol ederek yapılan numaradan ağlamalar… Her şeye bir cevabı var…

- Yerim seni.
- Yeme sakın biterim sonra.
- Isırırım o popişi tamam mı?
- Popo ısırılmaz, yemek ısırılır.

Ben yapacağım talepleri devam ediyor ama sanki daha kolay ikna oluyor… “Hayır”la başlayan cümleler de halen sıklıkla kullanılıyor… Ama nasıl anlatsam bilemiyorum… Sanki her şey daha kolay… Biz onu çözüyoruz, o bizi…

Artık aştık, trafikte uyarılar, karışmalar filan… Tek elim direksiyondayken “Anne ditkat anne, iki elinle kullan anne, sonra kaza yaparsın”… Bu arada fark ettim ki hiç “araba sürmek” demiyor, “araba kullanmak”…

Şarkı söylüyor konuşmadığı zamanlarda... Kendi yazıp, bestelediği...  Yok olmadı uydurduğu desem daha doğru olacak... İçinde kimler ve neler yok ki?.. Nasıl bu kadar şeyi bulup, arka arkaya getiriyor şaşıyorum...


Babayı babanneye teslim edip birkaç günlüğüne Eskişehir’e gittik bayramda… Daha önce de birlikte tren yolculuğu yapmıştık ama bu kadar kolay değildi… O zaman daha çok anladım büyüdüğünü… Arkadaş gibiydik… Hiç susmadı trende… Öyle de gür sesi var ki mübarek… Biraz sessiz olması konusunda çok çaba harcadım… Ben dışarıdan gelebilecek tepkilere çok takarım… Ama tam tersi oldu… Bir anda vagonun maskotu oldu… İnsanlar vagonun bir ucundan gelip “Kimmiş bu bıcır bıcır konuşan bücür” diye muhabbete girdiler… 15 yaşlarında bir kız oturuyordu önümüzde… Adı Çağla… Bir ara ortadan kayboldu… Bizimki merakla onu aradı… “Çalkala nerde? Çalkala abla nereye gitti?”…

O kadar uyumluydu ki orda da bundan gayrı her yere götürebilirim diye düşündüm… En çok havuza girmek için can atıyordu… Aynı cesaret, aynı zevk… Hiçbir şey değişmemiş…

İlk kez kötü bir rüya gördüğüne tanık oldum… Parmağım parmağım çok acıyor diye çığlık çığlığa bağırıp ağladı... İşaret parmağı havada… Parmağını öptürdü... Amca parmağını ısırmış. Çok söylendi amcaya... "Niye ısırıyor benim parmağımı. Isırmasın bir daha" diye... Tanıyor musun diye sordum. Tanımıyormuş... “Kıs anne amcaya” dedi… Kızdım ben de “Kızımın parmağını bir daha ısırma” diye… Güldüm çok içimden, belki biraz bıyık altından… Kabuslar bile ne farklı, ne masum diye düşündüm… Elinde bıçakla kendini kovalayan bir seri katil görecek değildi ya…

15 yorum:

nohut oda dedi ki...

ahh kuzu kımbılır ne kalmıs bılınc altında..bu kızlar boyle bıcır bıcır bıcır..meyak etme annesı hıc degısmeyecek:)

burcu.. dedi ki...

Çalkala abla:))) NAsıl yaratıcı bir yanlış telaffuzdur ama bu :)

Tibetin annesi dedi ki...

Gerçekten merakta bıraktınız, neyseki iyisiniz :) o cimcimenin poposundan ısırıyorum en kocamanından :) eşine de tekrar geçmiş olsun.
Mimlendin benim tarafımdan bilgin olsun :)

ikiz Bebek dedi ki...

Dilli düdüğü öperim.bıcırık.

Burcu dedi ki...

2,5'unuz kutlu olsun Özlemcim. Bayramda Eskişehirde görüşemedik, çok istemiştim oysa ama napalım başka bir sefere.. O maskotu çok özledim ben, bir ara geçmiş olsunda gelicez size zaten, benim koca senin kocayı sayıklıyor! :))

Sen Gelince dedi ki...

Gülcan meyat etmiyim di mi? Hep böyle bıcır bıcır kalsın:)

Burcu o çalkala muhabbetine herkes koptu cidden:)

Sibel teşekkürler:) Daha iyiyiz gerçekten... Mim için sağol:) Bakacağım en kısa zamanda.

Özge teşekkürler:) Ben de civcikleri öptüm:)

Teşekkür ederim Burcu'cum:) Evet ben de çok istemiştim. Bir daha bu kadar insan nasıl aynı anda Eskişehir'de olur bilmem... Ne zaman isterseniz bekliyoruz. Biz de özledik sizi:)

füsfüs dedi ki...

özlemcim gerçekten bu aralar bana da daha kolay geliyor birçok şey, sanırım o dönüm noktasını atlatıp biraz daha sakinleştiler, büyüdüler. böyle olunca herşey daha keyifli oluyor hem. o aynaya bakıp yalandan ağlamayı defne de yapıyor, ühüüü ühhüü diye, çok komik oluyorlar cidden:)

Sen Gelince dedi ki...

Füsun pek çok kişiden aynı şeyi duyuyorum. İnşallah bozulmaz. Bir de gününü benim yanımda giçirdiğinde daha uysal. Diğer günler benden intikam almak için mi yoksa babanne dede biraz şımarttığı için mi bilmem daha zor:(

Deniz dedi ki...

çok cool bi çocuk:)) Tavırlar, laflar:)

burcu dedi ki...

yeme sakın biterim sonra:))))oyyyyy....

Naile dedi ki...

Bizimki de neler neler anlatıyor da geç konuşan bir çocuk olunca mıdır nedir hayret ediyorum. Ama sanırım dillerinden biraz daha anlamaya başladığımız için azalıyor inatları, ağlamaları.

Sevgiler..

KonTiki dedi ki...

Yerim seni
Yok yeme biterim :D
Bu çocukta gelecek var :D :)))))

elif ada dedi ki...

Nice nice aylara yıllara sağlıkla mutlulukla minik prenses... Nasılçabuk büyüdünüz, nasıl tatlı oldunuz. Keşke hep böyle kalsanız diyorum bazen, bazen de acaba büyüyünce nasıl olacaksınız diye çok merak ediyorum

Esin dedi ki...

özlem son cümlene çok güldüm :)

bıcır bıcır senin cimcime,çok şeker...

elif-kayra dedi ki...

okadar çabuk büyüyorlarki,dediğin gibi biz onları onlar bizi çözüyorlar...