28 Eylül 2010 Salı

Kaçamak





Bazen bir şeyi çok kolay yapabileceğiniz gibi bir hisse kapılırsınız… Yaza girerken 4 günlük bir yat gezisi bize sorulduğunda büyük bir hevesle kabul etmiştik… Kendimize bir yat alacak kadar paramız olmasa da, bugüne kadar uzun soluklu bir yat turuna katılma fırsatı bulamasak da, her yıl mutlaka günübirlik bir tekne kiralayıp, 3-5 yakınımızla birlikte denize açılmaktan büyük keyif alırdık… Bu teklifin üzerine atladık tabii… Ama küçük bir sorun vardı… Yat katamaran tipi olduğu için küçük çocuklar bizimle gelemiyordu ne yazık ki… Hem öyle bir yasak olmasa bile daha önceki deneyimlerimden dolayı çok da güvenli ve rahat olmayacağını biliyordum…

Ama tatil yaklaştıkça benim içim kıpır kıpır olacağına huzursuzlaşmaya başladı… Her ne kadar babannesi ve dedesine alışık olsa da, onu bırakıp gidiyor olma fikri beni çıldırtıyordu… Tatil öncesi heyecanı filan yaşayamadım bu kez… Neyse ki arada bayram vardı ve ben kızımla bol bol vakit geçirme fırsatına sahip oldum… İki gün öncesi uyanıp, yanıma gelmiş… Bir yandan yanağımı okşuyor, bir yandan da “Çok güzelsin anne” diyor… Var mı böyle bir mutluluk? Nasıl güzel bir güne başlama şekli… Ama o hazzı bile yaşayamıyorum doyasıya… O vicdan var ya…

Yatırdığımız para zaten umurumda değil ama bizimle birlikte plan yapan insanlar var… İnsanlar dediğim de aslında kız kardeşim ve eşi… Yine de sorumlu hissediyorsun bir şekilde kendini… Ben böyle davrandıkça, sevgili kocam da uyarıyor beni sürekli bu kadar duygusal davranmamam gerektiği konusunda… Tabii annelik ve babalık çok ayrı…

Tam da bir gece öncesi ateşlenmez mi? Çok yüksek değil ama benim göğsüme bir öküz oturdu sanki… Boğazımda yutkunsam da geçmeyen bir yumru… Nasıl zordu bırakmak, vedalaşmak… Bir gün öncesi karşıma oturtup, “Seninle bir şey konuşmak istiyorum” dedim… Anlattım gideceğimizi, babasıyla benim uzakta bir işimiz olduğunu, birkaç gün olmayacağımızı ve babannesinde kalacağını… Sanki koca kızmış gibi dinledi beni, büyük bir olgunlukla… Şaşırdım… “Tamam” dedi hiç itiraz etmeden, hem de gülerek ve de mutlu…

Sabah erkenden bırakıp, çıktık yola… Babanneye tembih üstüne tembih… Ben ağlıyorum, babanne ağlıyor, baba ve dede gülüyor bize… Kızım benden daha metin… Bindim arabaya ama susmak ne mümkün… Katılıyorum sanki… Sakinleştim tabii epey bir süre sonra… Sık sık arayıp durum raporu aldım, tembihlerime yenilerini ekledim… Kızımla konuştum bol bol… O hayatından memnun… Fethiye’ye vardığımızda ben de girmiştim artık moda…

Çocuksuz tatili hepimiz kısa bir süre öncesine kadar yaşadık ama anladım ki unutuluyormuş nasıl bir şey olduğu… Kafana göre takılmak, istediğin saatte yatmak ve bunun için huzursuz olmamak, bol bol siesta yapmak, yan gelip yatmak… Fark ettim de bütün derdim yatmakmış benim…

Dört biz, iki arkadaş, kaptan ve miçosu 8 kişiydik teknede… Sürekli deniz üstünde olmak, denizde uyanmak hem ilginç, hem farklı… Gece kamaranda uyurken, başının üzerindeki pencereden yıldızları seyretmek… Denizin kokusunu içine içine çekmek… Hafif bir sallantı ve suyun kıpırtısı… Nilsu’nun bi zamanlar dediği gibi “nen nen” yapıyor bize…

Gezdik, dinlendik, eğlendik… Göcek’e bayıldık… Yıllar yıllar öncesini saymazsak hiç gitmemiştim ben… Hatta oraya yerleşmeye karar verdik… Kız kardeşim ve eşi tatile devam ederken biz dördüncü günün akşamı uçakla döndük… Kuzuyu uyurken paketlediğimiz gibi aldık, evimize gittik… Koklaya koklaya uyuduk…

Çok kararsız kaldım giderken, çok ağladım ama çok da iyi geldi bu tatil… Arada yapmak gerek belki de böyle kaçamaklar… Anne baba olarak bizim de biraz şımarmaya, kafa dinlemeye ihtiyacımız var…

Bu arada küçük bir de not… Küçük cimcimem ikinci gün telefonda bana “Anne denize giyiyoy musun” diye sorduğunda ne hissetmiş olduğumu tahmin bile edemezsiniz… Yoksa eder misiniz?

20 yorum:

nohut oda dedi ki...

kesınlıkle anlıyorum canı gonulden hemde..ınsan tatıl yapıyor yıyıor ıcıyor gezıyor ama her yaptıgın ıstede keske oda burda olsa dıyor..
zor annelık babalar ve dedeler anlayamaz...

Tibetin annesi dedi ki...

Bence de çocuksuz tatilleri çabuk unuttuk ama ne kadar içimiz yansa da başlangıçta, eskisinden olduğundan daha çok ihtiyacımız var artık kaçamak yapmaya :))) sefan olsun diyelim, bak üzmemiş hem Nilsu seni :)

Burcu dedi ki...

Muhtemelen bizim bir 4 sene kadar yapamayacağımız birşeyi yapmışsınız kıymetini bilin.. Bence de iyi gelmiş bu tatil size, zira tatil dönüşü çok güzel, dinlenmiş ve formunda görünüyordun ;)

ELİF dedi ki...

Tahmin ederiz tabi ama bu konu üzerinde durmamayı da tercih ederiz.Anlatırken o boğazındaki yumruyu varya, ben sen oldum bi anda, kalbim sıkıştı,offf.Çok sevindim iyi geçtiğine..

elif-kayra dedi ki...

Ne iyi olmuş Özlem, aynı duyguları bende yaşıyorum çoğu kez acaba bizmi çok abartıyoruz çokmu duygusal davranıyoruz.Bir nevi alıştırmakta gerekir aslında iyigünü var kötü günü var değilmi ama :))
Kendimizede zaman ayırmamız gerek
Böyle Kaçamakları sıksık tekrarlamalı .

füsfüs dedi ki...

tabi ki ederiz, tıpkı ağladığın satırları gözlerimiz dolu dolu okuduğumuz gibi:) annelik işte.
ama özlem çok çok iyi yapmışsın, çok iyi gelmiş sana. ve aynen senin gibi benim de tüm derdim yatmak, çok iyi biliyorum:)

sude naz'ın annesi dedi ki...

biz vazgeçtik kuzuyu bırakıp tatile gitme fikrinden..daha doğrusu ben vazgeçtim..ama senin şu yazıyı okuduktan sonra neden olmasın..:))Ne iyi gelmiş dimi???

Bak buda bırakıp gidecek annenin alt vicdanı senden onay bekler:))))

Sen Gelince dedi ki...

Gülcan aklın öyle kalıyor ki, bazen sürekli ondan bahsederken buluyordum kendimi. Sonra da acaba sıkıyor muyum diye düşünüyordum:)

Sibel gerçekten unutuluyormuş... İnsan günün şartlarına çabuk uyum sağlıyor. Ve gerçekten hiç üzmedi kızım:)

Burcu'cum teşekkürler:) Aslında artık beni sürekli bekleyen bir koşturmaca içinde gördün ama demek ki etkisi hala hissediliyordu. Bak bu kreş olayından sonra belki o kadar beklemenize gerek kalmaz:)

Elif en doğrusu... Teşekkür ediyorum... Ve seni seviyorum:)

Elif bizim biraz duygusal davrandığımız kesin... Endişe etmek tabii normal ama bunu belirli periyotlarla tekrarlayan anneler tanıyorum. Hiç biri bizden daha kötü bir anne değil üstelik... Belki daha pozitif...

Füsun'cum nedir bizim bu yatma isteği? Kesinlikle iyi geldi... Fırsatı olan herkesin bir kez daha düşünmesi gerek diyorum...

Eylem hissettiğin şeyleri, yaşadığın gel gitleri çok iyi anlıyorum dememe gerek yok artık di mi? Ben onaylıyorum arkadaşım:)

Anne İş'te dedi ki...

Ortak Hisssiyat;
Yatmakmış tek derdim..
Baba /anne hissiyatı farklı..
Boğazıma çöktü..
Vicdan tavan yaptı..
İyi ki de yapmışım;bence iyi ki de ,iyi ki de...

Bir de temenni;tekrarını dilerim:))

Esin dedi ki...

Özlem ne iyi yapmışsınız kaçamak her zaman iyidir.
Bizimde böyle yalnız bir tatile çok ihtiyacımız vzr zira kendi odamızda bile başbaşa kalamıyoruz :)
Belki 3-5 sene sonra...

ElfAna dedi ki...

Özlem, cok guzel olmus. Minikler, bizden daha cok yere basabiliyor bazen:)

Başak Çelik dedi ki...

Kesinlikle tahmin ederim!!!

Ama iyi yapmışsınız Özlem, insanın zaman zaman böyle yapabilmesi lazım bence de. Sonrasında çok daha iyi oluyor anne-çocuk ilişkisi!

Ve Nilsu, canım benim, nasıl olgun! Maşallah ona!!!

Sevgiler, Başak

GüCüBe dedi ki...

Tahmin edebiliyor ve bende 1 gece kızımdan ayrı kalmış biri olarak çok iyi anlıyorum.

birdamlacıkyağmur dedi ki...

Ben çok özendim.
Benim yavruyu bırakmam için daha çoook fırın ekmek yemem lazım.
En azından 2-3 yıl yemem şart.

Sermin dedi ki...

şimdi, bir anne tatile gittğini ve giderken kızını babaanneye bıraktığını anlatıyor. ne kadar basit değil mi? ama anne olmayan birisi için. sonra da ben bunu okurken ağlıyorum. eşim de bana karşıdan garip garip bakıyor. niye diye soruyor. "özlem tatile giderken nilsu'yu babaanneye bırakmış da" diyorum ağlayarak. cevap yok. şaşkın şaşkın eeee? der gibi bir bakış :)))
ilahi özlem senin bu duygusallığını ve senin yazılarını okurken biryerde illa ağlamalarımı seviyorum yaw..

Sen Gelince dedi ki...

Dijle anlamadım tam olarak sen de mi yaptın bir kaçamak? O zaman en iyi sen biliyorsun. Benden de aynı temenni:)

Esin ihtiyacınızı tahmin edebiliyorum da gerçekten sizin için bir süre daha zor gibi görünüyor. Ama hiç bir şey imkansız değildir unutma:)

Elif bu kaçamak bana bir de bunu öğretti işte:)

Başak'cım evet ara ara gerek... Biz mutlu onlar daha mutlu değil mi:)

Güneş'cim seninki biraz daha zor gelmiştir tahminimce:( Allah kimseye böylesini yaşatmasın... Bir dahaki deneme kaçamak türünden olsun inşallah:)

Yağmur'un sevgili annesi:) İsmin Damla mı emin olamadım:( Evet biraz daha zaman var sanırım. Aslında ben Nilsu Yağmur kadarken bıraktım ama zorunlu sebeplerle, iş için, 1 geceliğine ve çok daha yakın mesafelerde... Tatil için bırakamazdım ama:(

Sermin ben de benim yazılarımda ağlayacak kadar duygusal olmanı seviyorum:) Ne diyeyim o kadar haklısın ki... Aynı sahneler bizde de yaşanıyor ara ara. Sen yine şanslısın, sadece bakıyormuş bizde bir de dalgaya alınma durumu var:)

Burcu dedi ki...

annelik işte en keyifli anlarda bile aklı minişte :)) tam da kaçamak lazım bana derken postunu fotograflarını görünce naısl içim gitti bir bilsen :))

Red Riding Hood dedi ki...

Çok güzel fotoğraflar,makinanızın markasını sakıncası yoksa öğrenebilirmiyim _

Sen Gelince dedi ki...

Burcu evet maalesef annelik işin içine girince kaçamağın bile rengi biraz değişiyor... Ama sen hiç durma:)

Red Riding Hood teşekkürler:) Tabii ki ne sakıncası olabilir ki:) Ben Canon 450 kullanıyorum... Ama kendim ayrıca iki objektif daha aldım. Macro ve 50 mm...

AYÇA dedi ki...

O cesaret bana gelse bende 2 gün de olsa kaçmak istiyorum. Bakacak kisi çok olmasına rağmen dayanamıyorum. Ama eminim biraz nefes almak ne iyi gelmiştir.
Gitsek yatağa basımı koyunca gece, ağlamaya baslarım herhalde :) valla size imrenmedim değil ama.