5 Nisan 2010 Pazartesi

Düğüm


Bu konuyu artık aştığımı sanıyordum… Yanılmışım… Aslında niyetim haftasonuna ait daha renkli bir şeyler anlatmaktı… Ama sanırım biraz daha bekleyecek…

Cumartesi günü bir AVM’nin oyun alanında en fazla 1-2 metre uzağımda yaklaşık 8-10 çocukla birlikte mutlu mesut oynuyordu Nilsu… Ne kadar güzel anlaştıklarını gördükçe gerçekten büyüyor diye düşünüyordum tam o sırada… Ne olduğunu bile anlamadan yanına gelen yaklaşık kendi aylarındaki bir kız çocuğu bir anda Nilsu’nun sol yanağını mıncıkladı… Sanırım mıncıkladı demek yanlış olacak… Mıncıklamak üzere kavradı ve bir daha bırakmadı… Bir yandan çocuğun yakınları, bir yandan etraftaki diğer ebeveynler ve biur yandan da ben güçlükle ayırabildik… Bir anne olarak benim panik yapmam doğal ama diğer annelerin de aynı panik ve duyarlılığı göstermesi beni şaşırtmadı desem yalan olur… Kendini korumadı Nilsu, öylece kalakaldı… Kıpkırmızıydı yanağı ve tırnak izleri vardı… Ağlamadı yine de… Sadece baktı… Acısını düşündüm mü? Hayır! Zaten sürekli düşüyor, bir yerlerini çarpıyor her çocuk gibi… Benim içimi acıtan o bakışlardaki “Neden” sorusuydu daha çok… Niye böyle bir şey yaşamış olduğunu anlayamamış olan küçük bir çocuğun soran bakışları… Haksızlığa uğramış her insan gibi bir cevap bekliyordu… Önce bana çocuğa baktı, sonra bana… “Annem” dedi soru vurgusuyla… Yanağını öptürdü ve boynuma sarıldı…

Farklıydı bu… Yani çocuklarla birlikteyken sürekli olabiliyor böyle şeyler… Genelde vurulan, itilen taraf bizimki… Alıştım ben… Sadece kendisini korumayı öğreneceği günü bekliyorum… Bu ise farklıydı… Nihayetinde karşıdaki de bir çocuktu ama… Tam üç kere özür diledi annesi… Yanındakine “Benim kızım böyle maalesef” diye dert yandı… Ve kız sürekli başka çocuklara da sataştı…

Çocuklarının vurmasından, hırpalamasından şikayetçi arkadaşlarım var benim de… Bu bir dönem sanırım ve anne babayı da eminim çok zor durumda bırakıyor… Ama yine de “Benim kızım böyle maalesef” diyen bir annenin çocuğuna daha dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum… Gözü sürekli üstünde olmalı mesela… Hele böyle ortamlarda, hemen yakınında durmalı…

“Önemli değil, çocuk bunlar” dedim annesi özür dilerken… Ne diyebilirdim ki başka… Nilsu’nun yanağını öperken boğazım düğüm düğümdü… “Koca kadın nasıl da ağlıyor” demesinler diye tuttum kendimi… Ama hazırdım ikimizin yerine de ağlamaya… Babası geldi o sırada… Anlattım… “Biraz önce de sen yokken ittirmişti Nilsu’yu, düşürüyordu nerdeyse” dedi… Daha da kızdım annesine…

28 yorum:

elif ada dedi ki...

Bak şimdi benim de gözlerim doldu çünkü o bakışları, o şaşkınlığı, o "neden" sorusunu ben de biliyorum. Nilsu'nun yanaklarından ben de öpüyorum

Anne İş'te dedi ki...

Özlemcim;biraz hazırlıksız yakalanmış karabiberim...

Kızkardeşimin kızını ,Ezel çok hırpalıyordu bir ara.Enselerinden ayrılmıyordum.Ama anlık gafletimi bulsa yetiyordu saldırması için.

Sonra mı;bilmiyorum belki zaman belki de canına tak dedi belki de ???? şimdi roller değişti.Şimdi Ezel kaçıyor Irmak'tan..

füsfüs dedi ki...

böyle durumlarda benim de inanılmaz içim acıyor, hırpalandıklarında, oyuncakları zorla ellerinden alındığında ve hiçbirşey yapmayıp öylece kaldıklarında. çok üzülüyorum ve diğer çocuk için yapmayacağımı bilsem de nahoş şeyler geçiriyorum kafamdan tamamen annelik içgüdüleriyle. inşallah kendilerini korumayı öğrenirler bir an önce

Naile dedi ki...

canım benim minicik haliyle nasıl şaşkın bakmıştır gözümde canlandı.

Doğrusu diğer çocuklara zararı dokunan çocuğa ne yapmalı bilmiyorum. Erdem de ara ara diğer çocukları ittiriyor. Her zaman yapmıyor ama birden bire yaptığı oluyor. Belli bir çizgide davranmadığı için de ben de ne yapacağımı şaşırıyorum. Sürekli tepesinde beklemek hep mümkün olmuyor. Zaten sürekli itse bırakmayacam belki ama ara ara oluyor, neye göre yapıyor henüz çözemedim.

Deniz dedi ki...

Al işte!!!!
Özlemcim benim karşı komşunun kızı da böyleymiş duyduğum, ve geçen gün öğrendim ki, bizim bakıcı alıp Yaz'ı oraya gitmiş.. Daha önce konusu geçtiği halde... Yani göre göre alışsın mı diyeyim, diyemiyorum.

Çok iyi anlıyorum :(

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

aha biziz bu... çocuklar çok ilginç hakkaten. bazı anne-babalara bakıyorum o kadar naif ve inceler ama çocukları tam bir saldırgan. nerde nasıl öğreniyorlar saldırmayı,can yakmayı bilemiyorum. ben de en son bununla ilgili bir post yazdım, günebakan'ın yorumuna bakarsan için belki biraz rahatlar.
kıyamam be nilsu'ya...

burcu.. dedi ki...

Ağlasa belki o andaki bakışları kadar acıtmaz insanın içini.
Benim de gözlerim doldu okurken.
bu durumlarda annelere kızyorum bende. Çocuklarının huylarını bildikleri halde daha dikkatli davranmadıkları için.

Filiz-Yiğitin annesi.. dedi ki...

Bir dönemmiş dediğin gibi..Benim oğlumda malesefki bazen karşısındakine vurmaya çalışıyor,büyük küçük farketmeksizin.Aslında acıtmıyor ama ben bir saniye bile ayrılımıyorum yanından kimseye vurmasın diye.Burdaki anne madem çocuğunun davranışını biliyor,yanında olmalıydı..

Burcu dedi ki...

Özlemcim,çok üzüldüm Nilsucuğuma.. Nasıl yanmıştır canı bebeğimin :(( Özellikle oğlumun 21. ayında ortaya çıkan “vurma” halleriyle uzunca bir zaman başa çıkabilmek için araştırma yapan, çocuk psikoloğuna giden bir anne olarak, inan bana vuran ya da zarar veren bir bebeğin annesi, zarar verilen bebeğin annesinden çok daha fazla üzülüyor. Hepsi değil elbet ama arada böyle olanlar da var. Çünkü dışlanma korkusu yaşıyor bu aileler, hem diğer bebeğin canının yanmasına üzülüyorlar hem de kendi çocuklarının bu dönemden nasıl kurtulacağına dair soru işaretleri oluşuyor kafalarında. Bunu bizzat yaşadığım için biliyorum. Naile'nin dediği de çok doğru; ne kadar dikkat etsen de “inadına” yapıyorlar bu sefer, zaman kolluyorlar. Doktorun bana bu konuda söylediği “önlemeye çalışmak (çaktırmadan ilgi dağıtarak, önleyemezseniz de kızmadan bağırıp çağırmadan hayır vurmak kötüdür vurulmaz” demek. Çünkü oğlumda fark ettiğim kızdığımda inadına yapmasıydı. Ve evet bu bir dönem. Zaman geçtikçe ve doğru yaklaşımla davranıldıkça bitiyor. Yalnız şunu da söylemeliyim ki, mesela oyuncağını elinden almaya kalkan bir bebeğe oyuncağına sahip çıkmak için ya da kendini savunmak için yapılan davranışı da doğal buluyorum. İşte bu an fark edildiği zaman hemen “sırayla oynamalıyız” şeklinde müdahale edildiğinde problem çıkmıyor ama işte bazen “an” kolluyorlar ve kötü olaylar oluşuyor böyle olunca da..

Mektubumu burada bitirirken(!! :)) ), Nilsucuğumun o tombiş yanaklarını iyileşsin diye uzaktan, dokunmadan öpüyorum. Sizi bir an önce görmek için de sabırsızlanıyorum..

Tibet'in annesi dedi ki...

canım, gözümde canlandı resmen Nilsu'nun bakışları. böyle durumlarda ne kadar çaresiz hissediyorsun kendini! seni de o kadar iyi anlıyorum ki! çocukların böyle dönemleri oluyor dediğin gibi, gözünü ayırmaya gelmiyor maalesef. böyle ortamlarda hele gözün dört yandan açık olmalı. annesi daha dikkatli davranmalıymış gerçekten. çok geçmiş olsun, öperim onun soran gözlerinden...

isoon dedi ki...

canım benim, ne yaramaz kıslar var dimi nilsucum?

Sen Gelince dedi ki...

Umur çok fena o bakış di mi?

Dijle'cim hep hazırlıksız, nasıl hazırlıklı olmayı öğrenecek bilmiyorum... Bir ara Irmak kendi dönüşümünü anlatır mı acaba Nilsu'ya?

Füsun itiraf ediyorum benim de aklımdan geçti o nahoş şeyler ilk defa... Ve ilk defe sana vurana sen de vur demek istedim:(

Naile seni anlıyorum... Aynı şeyi biz de yaşıyor olabilirdik... Saldıran taraf Nilsu da olabilirdi... Eminim çok zordur... Hatta bu yüzden postun altına not düşmeyi bile düşündüm "lütfen kimse üzerine alınmasın" diye... Bu bir dönem oluyor sanırım pek çok çocukta... Ama bahsettiğim çocuk bizden sonra bir sürü çocuğa daha sataştı... O zaman anneye çok şey düşüyor...

Deniz alışsın değil de göre göre kendini korumayı öğrensin istiyorum...

Hülya yine de sen benden daha sağlam görünüyorsun bu konuda... Bir kaç kere okuduğumda içimden öyle geçirip, özenmiştim sana:) Okuyacağım o postu da:)

Burcu işte aynen öyle... Acı da, kızgınlık da...

Filiz kesinlikle katılıyorum... Benim kuzenimin oğlu da bir dönem yaptı bunu.. Ama bildiğimiz için hep temkinli davrandık...

isoon ah hem de ne yaramaz:)

GüCüBe dedi ki...

Ne yazacağımı bilemedim, ben de zaman zaman mahçup olup özürdileyen taraftayım, ama hep gözüm üzerinde ve bir kere yaptığında uzaklaştırıp konuşuyorum, sonra arkadaşından özür dilemesi mahiyetinde canını yaktın öp diyorum sarılıp öpüyor..
Üzüldüm gerçekten..

Sevgiler.

sude naz'ın annesi dedi ki...

cANIM YA OKURKEN BENİM BİLE BOĞAZIM DÜĞÜMLENDİKİ,ÇOCUKTUR DÜŞE KALKA BÜYÜRLER DİYE RAHAT TAKILAN BEN GEÇENLERDE Bİ BENZER OLAY YAŞADIM..ÜSTÜNE ÜSTLÜK ÇOCUĞUN ANNESİ PİŞKİN PİŞKİN GÜLÜYORDU BİZE BAKA BAKA TUTAMADIM KENDİMİ ANNESİNE BAYA YÜKSEK Bİ TONLA KIZDIM..BAZI İNSANLAR BÜYÜSÜNDE NASIL BÜYÜRSE BÜYÜSÜN RAHATLIĞINDALAR MALESEF!!!

AYÇA dedi ki...

Aynı sorun bizdede var Demir de hiç kendini savunmuyor ve korumuyor hemde erkek cocugu. Belki vurmasından daha iyi ama korusun kollasın istiyorum. Seni cok iyi anlıyorum bu konuda. Kıyamamış nilsuya... Op benim için.

zeynep dedi ki...

Özlem,

Yazını okuyunca aklıma Beril'le ilk karşılaştıkları gün geldi. Ben çok üzülmüştüm. Beril'in ilk ve tak olayı o biliyor musun? Anne de eminim çok üzülmüştür. Ben çok mahçup olmuştum.

Ben Beril hep bu şekilde olsa ne yapardım bilemiyorum. Yani çocuklara bir şeyi yapmaması için dikkat ettiğinde daha çok yapıyorlar. Fark etmişsindir.

Beril genelde kendini savunan bir çocuk. Bunu nasıl yapabiliyor anlamış değilim. Oyuncağını elinden aldıklarında çocuğa değil direkt oyuncağa odaklanıp geri kapıp bir köşeye kaçıyor :=)

Sanıyorum Beril kendini koruyamamış olsaydı aynı şeyleri hissederdim ben de. Haksızlık hissi beni bile bu yaşta çileden çıkarıyor. Sen de acısını değil de haksızlık hissinden üzülmüşsün zaten. Kreşe gidince eminim Nilsu kendi başının çaresine bakmayı öğrenecek.

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

özlemcim
daha sağlam mıyım bilemem ama ben biraz şöyle düşünüyorum: gerçek yaşamda gül bahçeleri yok.. birileri elinden oyuncağını alıp kaçınca asla öteki çocuğa müdahale etmiyorum ki hem biraz kendi başının çaresine bakmayı öğrensin hem de acının ne olduğunu bilsin. ama iş ciddi ciddi tartaklamaya gelince orda dur derim. eskiden daha geniştim ama artık çocuklar büyüdü ve neyin doğru neyin yanlış olduğunun az çok ayrımına varıyorlar. bu saatten sonraki tartaklamalar biraz bilinçli oluyor ve çoğu da annelerin yanlış müdahaleleri yüzünden yaşanıyor.

Irmakbebek dedi ki...

haklısın özlem,ırmağın da böyle bir tarafı var .anlattığın kadar değil ama seviyorum zannedip ayarını kaçırabiliyor bazen.hiç gözümü ayırmamam lazım.

dağlar kızı dedi ki...

Düğüm düğüm oldu boğazım. Ağlasa daha iyi belki, o bakışlar deler insanın yüreğini gerçekten.
Ne yapmalı, nasıl öğretmeli yavrularımıza kendilerini korumayı. Keşke kimse kimseye saldırmasa, kendilerini korumaya gerek kalmasa.

ikiz Bebek dedi ki...

benim ikizlerde arada bir birilerine dalıyorlar, o zaman bile insan kızıyor kendi çocuğuna,ki başkası canını acıttığında.......

sümeyye dedi ki...

üf :(
ne dıyecegımı bılemedım..
yanı vuran cocugun da annesı olmak ıstemezdım nilsu nun o halını gormek de ıstemezdım :S
hayatında yaşayıp gorecegı tek haksızlık bu olsun!

ayşegül dedi ki...

öncelikle geçmiş olsun Nilsu'cuğa

o bakışları bende bikaç kez görmek durumunda kaldım maalesef

vurmaktan,saç çekmekten,yolmaktan bihaber kızım,ağlayamadan şaşkın şaşkın bakınmakla yetindi.
şimdilerde yavaş yavaş oyuncağına sahil çıkmayı sıkı sıkı tutmayı kaptırıncada vargücüyle çığlık atmayı öğrendi.bu durum iyimi kötümü bilmiyorum en azından bi önceki durumdan iyi diye düşünüyorum.

Sen Gelince dedi ki...

Burcu'cum uzun mektubun için teşekkürler:) Senin bu konudaki hassasiyetini ve ne kadar üzüldüğünü biliyorum... Hatta bunu yazarken senin durumunda olan bir kaç arkadaşımı düşünerek kaygılandım bile... Ama inan herkes sizin gösterdiğiniz hassasiyeti göstermiyor:( Sen Arda severken bile tetikte oluyordun:)

Sibel'cim teşekkürler... Mümkün olduğu kadar gözümü üstünden ayırmıyorum... Ama bu afacanlar öyle ani saldırıyor ki:)

Güneş'cim senin bu konudaki endişelerini de o kadar iyi biliyorum ki... Her iki tarafta olmak da zor sanırım... Ama işte herkese senin kadar duyarlı değil...

Eylem teşekkürler... Senin daha kötü şeyler yaşamış olman bile olası... Yavrum benim okadar sesesiz ki:)

Ayça'cım teşekkürler... Yok mu acaba şöyle kendini korumayı öğretme kursları, üç adımda kendini koruma dersleri filan:)

Sen Gelince dedi ki...

Zeynep inan sen de benim yazarken ilk aklıma gelen isimlerden biriydin... Umarım alınmaz diye düşündüm hatta... Evet o zaman da üzülmüştüm ama çok küçüklerdi daha... Sonra alıştım ben bu duruma... Hatta o zaman niye bu kadar üzülmüş olduğuma bile şaştım... O yüzden bu kadar zamandan sonra böyle etkilenmek ilginç geldi... Gerçekten acısı umrumda değildi... O bakışlar beni mahvetti... Nilsu oyuncak konusunda daha dişli... Yani vermek istemezse vermiyor ve alıp kaçıyor... Bu ortada oyuncak ya da paylaşılacak bir şey yokken yaşanmış bir durum...

Hülya'cım sana aynen katılıyorum... Ben de ilişkilerine hiç müdahele etmiyorum... Açıkçası ufacık bir şeyde annesinin arkasına sığınan bir çocuk olmasını da hiç istemiyorum... Ama dediğin gibi iş ciddi ciddi tartaklamaya gelince yapacak başka şey kalmıyor...

Burcu gerçekten mi... Hiç çaktırmıyor küçük hanım... Bak sen şu bücüre:) Ama ikisi farklı biliyor musun? Yani sevmeye çalışırken işin ucunu kaçırmakla, hedef belirleyip saldırıya geçmek aynı değil:)

Özge senin durumunda ayrı bir zor olmalı:) Birden düşündün ben ne yapardım senin yerinde olsam diye:)

Dağlar Kızı teşekkürler... İlla ki öğrenecekler ama o zaman kadar ben sakin kalabilmeyi öğrenmeliyim asıl:)

Sümeyye bak şimdi ben de bilemedim... Herkese kendi yaşadığı zor gelir ama objektif olarak düşündüğünde çok haklısın... İki taraf için de hiç kolay değil...

Ayşegül evet hoş bir durum değil maalesef... Ama sevindim bu da büyük bir aşama... Oyuncak konusunda biraz daha dişli olduğunu söylebilirim... Yani kimseye saldırmaz ama biri oyuncağını almak istediğinde sıkı sıkı tutup kaçmayı iyi biliyor neyse ki:)

Sermin dedi ki...

bu yazını çocuğu olmayan birisi okusa ne kadar anlamsız ve boşa sarfedilmiş sözler olarak niteleyip, anlayamaz. ama bir anne okuduğunda ise daha farklı anlamlar yükler. okurken ağladım. saçma ama ağladım. ben de çınar'ın o anlarda üzgün, şaşkın hallerine çok üzülüyorum ama bunlar hayatın cilveleri. bunu bugün yaşamasa kreşte yaşayacak, kaçınılmaz bu. tabii birazcık kendini korumayı öğrenmeleri annelerin içini daha rahatlatıyor. savunmasız durunca daha da üzüyor insanı.

Gökşen dedi ki...

Özlem bir ricam olacak, sayfa adresimiz değişti bağlantını günceller misin: http://lalvebenbuyurken.blogspot.com

sevgiler.

Sen Gelince dedi ki...

Sermin hadi sen duygulandın ağladın, sen ağlayınca niye benim duygular yeriden depreşiyor anlamadım... Tuhaf şey şu annelik:)

Gökşen hemen güncelliyorum... Öptüm sizi:)

sirâr dedi ki...

Tatlım ya kıyamam sana ben... Çocuğun annesinin özür dilemesine sevindim çünkü oralı olmayanlarda oluyor. Senin hissettiklerin de ne kadar doğal.Ben hırçınlaşabilirdim.Çok sakin karşılamışsın.Geçmiş olsun ne deyim.Evde biraz vurdulu kırdılı oyunlar oynayıp savunma sanatını öğretmeyi deneyebilirsiniz belki?