19 Mayıs 2009 Salı

Bu haftasonu

Artık ısındı ya havalar durur muyuz biz buralarda... Attık kendimizi sokaklara... Dolu dolu geçen bir cumartesi pazardan sonra ancak kendimize gelebildik de o yüzden bugünü buldu yazmamız... Yoksa bu durumun benim tembelliğimle bir ilgisi yok...

Nilsu Hanım yazlık kreasyonuna hızlı bir geçiş yaptı bu hafta sonu... İlk defa kısa kollular giyildi. Böylelikle tek ısırımlık tombiş kollarımız ve boğum boğum bileklerimiz gün yüzüne çıkmış oldu...
AVM'lerden kurtulup, bozuk kaldırımlara inat Tunalı caddesi turlandı. Alışverişler yapılıp özlediğimiz Arjantin Caddesi'nde kahve molası verildi... Hem de en uzunundan... Hem de en keyiflisinden... Ve tabii dondurmanın da ilk kez tadına bakıldı...

Pazar attık kendimizi çime çayıra... Ailecek pis boğazlılığa teslim ettik kendimizi... Kağıt helva, dondurma, mısır, köfte ekmek derken işin ucunu kaçırdık biraz... Küçük cimcimeyle çim üzerinde bol bol düşme provası yaptık... Kafa üstü çalışmak yerine, popo üstü oturmayı gösterdik... Anladık ki bizim bücürün düşmeyi öğrenmesi için daha çok fırın ekmek yemesi gerekecek... Ve yine anladık ki bir süre daha belimiz iki büklüm gezilecek...


11 yorum:

esin ve ömer dedi ki...

Ben bu nilsunun tombiş kollarından bir küçük bir ısırık alabilirmiyim annesi:)

durununannesi dedi ki...

Bizim cadı için tam bloga yazı yazdım:Pütürlü yemek yediremiyorum diye.Ertesi gün bir dondurmanın külahını kıtır kıtır yedi.Yere bir parça düştü, onu da zor aldık elinden...Yeni tatları denemeyi ne kadar çok seviyorlar...Sevgiler...

Gökşen dedi ki...

Havalar düzelince orantılı olarak iştah da açılıyor galiba :) Keşke o abur cuburların birazcığını da sebzelere de ayırabilseler.
Bu arada yazını okurken farkettim ki ne çok özlemişim Ankara'yı, Tunalı'yı, Arjantin'i.

ELİF dedi ki...

ya o bel durumları bizdede mevcut,
Nilsunun yeme konusunda üzerine tanımıyorum zaten,afiyet olsun kuzucuğa.

Nilsu'nun annesi dedi ki...

Esin ne demek biz de nasıl olsa bolca var:)

Duru'nun sevgili annesi çok haklısın... Yemeğin içindeki kıymayı yemek istemiyor mesela... Ama bir kurabiyeyi ne kadar sert olsa da asla reddetmiyor... Ve bu arada hoşgeldin:)

Gökşen kesinlikle katılıyorum... Açık havanın da etkisi çok... Sen Ankaralı mıydın yoksa?

Güneş dedi ki...

Süpersiniz ya, bu yazlıklar ortaya çıkınca nazardan daha çok korkmaya başladım ben , bu arada biz hala kendimize gelemedik :)

Alya'nın Esra'sı dedi ki...

maşallah tombişe.. dudakları harika bu kızın.. biz daha yemdik dondurma.. fena fikir değil .. deneyeceğim.. son resime bayıldım..öptük karabiberi.

Anne İş'te dedi ki...

Kokoşum,karakızım;maşallah, maşallah!

minik kuzucukkk yasmin suuu dedi ki...

canım ben de hala 2 büklüm geziyorum sanırım alışkanlık bile yapıyor...
canım kuzum nasılya yiyor helvayııı;) ben de onu yerim şimdi.
gezin gezinn havalar bizi bekliyor zaten.
öpüyoruzzz

öykününannesi dedi ki...

ay minik kuşum balıklama mı düşüyo hep :)))
az kaldı az, yakında palazlanır ;)

Nilsu'nun annesi dedi ki...

Elif çeken bilir:) Maalesef artık ne kadar faydası olmayan hatta zararlı şey varsa onu yemek istiyor...

Güneş çok haklısın pek şeker oluyorlar... Biz kendimize geldik maalesef... Aniden bozan hava öyle bir getirdi ki:(

Esra çok sevdi ama ben korkumdan biraz eritip ılınmış haliyle verdim... Biz de yeşil eriği öptük:)

Dijle kokoş karabiberden pamuk prensese sevgiler... Benden de pek tabii:)

Yasmin Su'nun sevgili annesi deme ya... Sevgili kocaya çok iş düştü desene... Maalesef bozdu buralarda havalar:(

Tuğçe sadece balıklama olsa iyi bazen de ters balıklama... İnatla kırmıyor belini... Bekliyoruz hasretle:)